ADHS ca. 3 Min. okuma süresi

Algı bozukluğu

Eine Wahrnehmungsstörung bedeutet, dass ein Kind Sinnesreize wie Sehen, Hören oder Berührung anders verarbeitet als erwartet. Der Begriff beschreibt Schwierigkeiten beim Aufnehmen, Ordnen und Verknüpfen von Reizen. Eine eigene Diagnose ist er nicht.

İçindekiler

Algı bozukluğu nedir?

Algı, beynin çevreden ve kendi vücudundan gelen uyaranları nasıl algıladığı, düzenlediği ve anlamlı bir resim haline getirdiği süreçtir. Bu sürece uyaran işleme veya duyusal entegrasyon (duyuların birbiriyle etkileşimi) denir. Algı bozukluğu durumunda bu etkileşim sorunsuz bir şekilde gerçekleşmez: Çocuk görür, duyar veya hisseder, ancak bu bilgileri doğru bir şekilde sınıflandırmakta ve buna uygun şekilde tepki vermekte zorlanır.

Algı bozukluğu, belirli bir hastalık tablosu değil, genel bir terimdir. Bu terim, duyusal işleme gelişiminde görülen çok farklı zorlukları kapsar. Tek başına ortaya çıkabileceği gibi, öğrenme güçlükleri, motor becerilerde güvensizlik veya dikkat sorunları gibi diğer sorunlara da eşlik edebilir. Ebeveynler için önemli olan nokta şudur: Bunun nedeni, çocuğun sinir sisteminin uyaranları nasıl sınıflandırdığıyla ilgilidir; çaba eksikliğinden kaynaklanmaz.

Hangi duyular etkilenebilir?

Tüm duyu kanalları etkilenebilir; çoğu zaman birden fazlası aynı anda etkilenir:

  • Görsel (Görme): Çocuk iyi görür, ancak önemli olanı önemsiz olandan ayırmakta, şekilleri ayırt etmekte veya nesneleri uzayda sıralamakta zorlanır.
  • İşitsel (Duyma): İşitme yetisi normaldir, ancak sesleri ayıklamak veya duyduklarını işlemek zordur, özellikle gürültülü ortamlarda.
  • Dokunsal (dokunma): Dokunmalar, belirli kumaşlar veya etiketler rahatsız edici olarak algılanır ya da tam tersine çocuk çok fazla fiziksel temas ve baskı arar.
  • Vestibüler (denge): Bu sistem dengeyi ve duruşu kontrol eder. Tırmanma, salıncakta sallanma veya dengede durma sırasında güvensizlik şeklinde bozukluklar görülür.
  • Propriyoseptif (vücut ve hareket algısı): Kendi vücut parçalarının o anda nerede olduğuna dair algı belirsizdir. Hareketler beceriksiz görünür, kuvvet ayarı her zaman uygun olmaz.

Ebeveynler bu belirtileri nasıl fark edebilir?

Algı bozukluğunu kanıtlayan tek bir belirti yoktur. Ebeveynler daha çok, günlük yaşamda tekrar tekrar ortaya çıkan bir örüntüyü fark ederler. Sıkça bildirilenler şunlardır:

  • seslere, ışığa, dokunmaya veya belirli giysilere karşı aşırı duyarlılık
  • buna karşılık aşırı hareket etme dürtüsü, baskı arama, koşturma ve başkalarıyla çatışma
  • ince ve kaba motor becerilerde beceriksizlik; örneğin resim yaparken, keserken, bir şeyi yakalarken veya bisiklete binerken
  • sınıf, süpermarket veya çocuk doğum günü partisi gibi kalabalık ve gürültülü ortamlarda çabuk bunalma
  • konsantrasyon, düzen ve yan uyaranları görmezden gelme konusunda zorluklar

Bu tür belirtiler bir algı bozukluğuna işaret edebilir, ancak her zaman böyle olmak zorunda değildir. Bunların çoğu, zaman zaman normal gelişimin bir parçasıdır. Ancak zorluklar devam ederse ve çocuğun günlük yaşamında, kreşte veya okulda belirgin bir şekilde ilerlemesini engelliyorsa, bu durum dikkat çekici hale gelir.

DEHB ile uyaranlara karşı duyarlılık arasındaki ilişki

Algı bozuklukları ve DEHB sıklıkla birlikte görülür. DEHB’de dikkat, aktivite, dürtü kontrolü ve tabii ki algı da etkilenir. Beyin uyaranları yeterince iyi filtreleyemediği için birçok izlenim aynı anda ve düzensiz bir şekilde beyne ulaşır. Uzmanlar buna “artmış uyaran duyarlılığı” adını verir.

Bunun sonucu bir uyaran bombardımanı olabilir: Çocuk duyusal izlenimlerle boğulur, yerinde duramaz hale gelir, sinirli olur veya içine kapanır. Buna ek olarak, DEHB’li çocuklar genellikle ince ve kaba motor beceriler, denge ve duyusal uyaranların işlenmesinde gelişimsel gecikmeler gösterir. Tanımlama açısından önemli bir nokta: Algı bozukluğu, DEHB ile aynı şey değildir. Her ikisi de birbirine benzeyebilir, birbirini güçlendirebilir veya birbirinden bağımsız olarak var olabilir. Bu ayrımı ancak uzman bir muayene yapabilir.

Günlük yaşamda ve tedavide ne yardımcı olur?

Belirgin algı güçlükleri durumunda en etkili yol, ergoterapidir. Burada öncelikle hangi duyu alanlarının etkilendiği incelenir. Hareket, denge ve dokunma üzerine odaklanan, oyun temelli egzersizler sayesinde çocuk, uyaranları daha iyi sınıflandırmayı ve günlük yaşamda daha güvenli davranmayı öğrenir. Duruma göre konuşma terapisi veya fizyoterapi de tedaviye eklenebilir. Ergoterapi, çocuk doktorları, çocuk ve ergen psikiyatristleri veya aile hekimleri tarafından reçete edilebilir.

Evde ise özellikle sakinlik ve düzen yardımcı olur:

  • çocuğun kendini toparlayabilmesi için uyarıcıların az olduğu köşeler ve sabit rutinler
  • Gürültülü veya kalabalık durumlar öncesinde uyarı ve mola imkanı
  • bol bol hareket, çünkü tırmanmak, salıncakta sallanmak ve koşturmak duyuları geliştirir
  • Hassaslıklar günlük hayatı zorlaştırıyorsa, baskı yerine anlayış gösterin

Bu tür unsurlar tedavinin yerini almaz, ancak aile hayatındaki gerginliği azaltır.

Ne zaman ve nerede teşhis ettirmeli?

Zorluklar haftalarca devam ediyorsa, çocuk gözle görülür şekilde acı çekiyorsa, içine kapanıyorsa ya da kreşte ve okulda ayak uyduramıyorsa, bir değerlendirme yaptırmak yerinde olur. İlk başvuru noktası çocuk doktoru muayenehanesidir. Oradan, gerekirse bir Sosyal Pediatri Merkezi’ne (SPZ), bir çocuk ve ergen psikiyatristine veya bir ergoterapi muayenehanesine yönlendirilirsiniz.

Rückenwind, ebeveyn koçluğu kapsamında ailelere bu süreçte eşlik eder: gözlemlerin değerlendirilmesinde, stresle başa çıkmada ve atılması gereken sonraki adımların belirlenmesinde. Bir algı bozukluğunun teşhisi ve değerlendirilmesi, yalnızca tıbbi veya psikoterapötik uzmanlar, özellikle de bir çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılır. Rückenwind teşhis koymaz ve tıbbi veya terapötik tedavinin yerini almaz.

Bunu biriyle konuşmak ister misin?

Ücretsiz ilk görüşme