ADHS ca. 3 Min. okuma süresi

Sevgiye muhtaç

Nähebedürftig oder klammernd heißt: ein Kind sucht auffällig oft die körperliche und emotionale Nähe der Eltern und reagiert empfindlich auf Trennung. Meist steckt ein normales Bindungsbedürfnis dahinter, manchmal auch erhöhte Anspannung oder Angst.

İçindekiler

“Yakınlığa ihtiyaç duyan” ya da “yapışkan” ne anlama gelir?

Yakınlık ihtiyacı olan bir çocuk, sık sık kucağa alınmak, sarılmak ve ebeveynlerinin yanında olmak ister. Anne veya babasını odadan odaya takip eder, kucağa oturmak ister, göz teması arar ve ebeveynlerinden biri odadan çıktığında itiraz eder. “Sıkı tutunma” bu durumun fiziksel yönünü tanımlar: Çocuk bacağa sıkıca tutunur, elini bırakmaz, kreş kapısında vedalaşırken ağlar.

Bunun arkasında temel bir ihtiyaç yatmaktadır. Çocuklar kendilerini güvende hissetmek ve bu güvenceyle dünyayı keşfetmek için güvenilir ilişkilere ihtiyaç duyarlar. Ağlamak, seslenmek ve sarılmak, bir çocuğun özellikle bilinmeyen veya zorlu anlarda bakım veren kişilere yakınlığını güvence altına almak için sergilediği doğuştan gelen davranışlardır. Dolayısıyla yakınlık aramak, öncelikle sağlıklı bir işarettir; bir yetiştirme sorunu değildir.

Normal bağlanma davranışı mı, yoksa uyarı işareti mi?

Bağlanma davranışı ile keşfetme arasında bir etkileşim vardır. Bir çocuk kendini güvende hissederse, bağlarından kurtulur, tek başına oynar ve yeni şeyler dener. Güvensizlik artarsa, yakınlık ihtiyacı artar ve merak geri plana çekilir. Daha fazla bağlanma dönemleri de bu sürecin bir parçasıdır; örneğin, altıncı ila sekizinci aydan itibaren yabancıya karşı çekingenlik, kreşe veya okula başlarken, taşınma, hastalık veya bir kardeşin doğumu gibi durumlarda.

Ebeveynler şu işaretlere daha yakından dikkat etmelidir:

  • Çocuk, tanıdık ve sakin bir ortamda bile zorlukla ayrılır ve vedalaştıktan sonra sakinleşmez.
  • Ayrılma öncesinde karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi fiziksel şikayetler ortaya çıkar; ancak çocukla ilgilenen kişi yanında kaldığında bu şikayetler ortadan kalkar.
  • Çocuk, ebeveynlerine bir şey olabileceğinden çok korkar, tek başına uykuya dalmakta zorlanır veya kabuslar görür.
  • Aşırı bağlanma, alışma süreciyle azalmak yerine haftalar boyunca artar ve kreşe, okula veya arkadaşlık ilişkilerine engel olur.

Bir çocuk neden özellikle anne babasına sıkı sıkıya sarılır?

Bir çocuğun bağlanma ilişkisinde ne kadar güvende hissettiği, büyük ölçüde bağlanma deneyimlerine bağlıdır. Yakınlık ve şefkate güvenebileceğini ne kadar sık yaşarsa, ilişki o kadar güvenli hale gelir. Bazı çocuklarda yakınlık ihtiyacı en başından itibaren daha belirgindir; bu, mizaçlarının bir parçasıdır.

Stres ise bu ihtiyacı daha da artırır. Çok sayıda uyaranı zorlukla ayırt eden veya çabuk heyecanlanan çocuklar, sığınacak bir yer olarak yakınlığı ararlar. Gün boyunca gerginlikle mücadele eden çocuklar, akşamları genellikle özellikle fazla fiziksel temasa ihtiyaç duyar. Ayrıca, DEHB’li çocuklarda görüldüğü gibi, uyaranlara karşı duyarlılık ve yüksek aktivasyon düzeyi de aşırı yapışkanlığın arkasında yatan nedenler olabilir. Bir çocuk içsel olarak huzursuz hissederse, bağ kurduğu kişi ona güvenlik sağlayan bir dayanak noktası haline gelir. Buna karşılık, çok sıkı ve aynı zamanda güvensiz bir bağ, ayrılıkların paniğe dönüşmesine neden olabilir.

Destek sağlamak ve özerkliği teşvik etmek

Yakınlık ve bağımsızlık birbiriyle çelişmez. Kendine güvenli bir şekilde bağlanmasına izin verilen bir çocuk, zamanla daha kolay ayrılabilir. Çocuğun sinyallerine duyarlı bir şekilde tepki vermek, ihtiyaç duyduğunda ona yakınlık göstermek ve aynı zamanda yaşına uygun keşiflere cesaretlendirmek, tam da bu güven duygusunu oluşturur.

  • Veda anlarını kısa, net ve güvenilir bir şekilde düzenleyin. Kapıda uzun süre tereddüt etmektense, sabit bir ritüel daha fazla yardımcı olur.
  • Gizlice ortadan kaybolmayın. Veda edip geri dönmek, çocuğa ayrılığın güvenli olduğunu gösterir.
  • Bağımsızlığa doğru atılan küçük adımlara eşlik edin; örneğin, birkaç dakika tek başına oynamasına izin verin, ardından bu süreyi yavaş yavaş uzatın.
  • Duyguları adlandırın ve birlikte düzenleyin. Aşırı gerginlik anlarında, kelimeler etkisini göstermeden önce çocuğun ortak düzenleme yoluyla sakinleşmeye ihtiyacı vardır.
  • Kendi yükünüzü ciddiye alın. Sürekli yakınlık sizi yıpratıyorsa, kendi yorgunluğunuzu gözden geçirmek ve günlük yaşamda kendinizi rahatlatmak yardımcı olur.

Ne zaman ve nereden yardım alınmalı

Bu tutunma davranışı bir geçiş dönemine uygunsa ve sabırla zamanla azalırsa, genellikle özel bir yardıma gerek yoktur. Şikayetler haftalarca devam ederse, ayrılık korkusu artarsa veya çocuk kreşten ve okuldan kaçınırsa, bir değerlendirme yaptırmak faydalı olacaktır. Ayrılık korkusuyla birlikte devam eden okula gitmeme durumu, konuyu yakından takip etmeniz gerektiğini gösteren açık bir işarettir.

İlk başvuru noktası çocuk doktoru muayenehanesidir; ayrıca Erken Müdahale Merkezleri, Ebeveyn Danışma Merkezleri ve okul psikoloji hizmetleri de destek sağlar. Rückenwind, bu tür dönemlerde ebeveynlere koçluk yaparak eşlik eder, durumu değerlendirir ve ailenin günlük yaşamını güçlendirir. Ayrılık kaygısı bozukluğunun teşhisi ve tedavisi, yalnızca bir çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı ya da tıbbi veya psikoterapötik bir uzmanın elinde olmalıdır.

Bunu biriyle konuşmak ister misin?

Ücretsiz ilk görüşme